21 Nisan 2008 Pazartesi
21. Yüzyılın Küresel Aktörleri Konulu Söyleşi
28 Ekim 2007 Pazar
YENİ SOĞUK SAVAŞ KİTABIYLA İLGİLİ OLARAK RADİKAL GAZETESİ KİTAP EKİNDE YAYINLANAN YORUM YAZISI
26 Ekim 2007 tarihli Radikal Kitap
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=6924
5 EKİM 2007 TARİHLİ YENİ ASIR GAZETESİ - ERKİN USMAN'IN KÖŞE YAZISINDAN...
Yüksek lisans derecesini 2003 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi SBE Kamu Yönetimi Bölümü'nde "Küresel Süreçte Türk Dış Politikası'nın Yeni Açılımları: Orta Asya ve Kafkasya" başlıklı teziyle aldı.
Kitaptan bir bölüm:
"Putin, Rusya ve Avrasya" da sergilenen tüm "görünenler" ve "gizler", Soğuk Savaş'ın geri geliyor olduğunun ilk işareti olarak gelebilir kimilerine. Özellikle kitap boyunca ayrıntılarıyla anlatılan, Putin yönetiminin Avrasya coğrafyasında uyguladığı hakimiyet stratejileri, Batı'yı içten bölme yönündeki gayretleri ve bu gayretlere "Yeni Avrupa" ve ABD'nin karşılıkları düşünüldüğünde...
http://www.yeniasir.com.tr/ya2007/10/05/index.php3?kat=yazar&sayfa=eusman&bolum=yazarlar
15 Ekim 2007 Pazartesi
YENİ SOĞUK SAVAŞ KİTABININ CUMHURİYET STRATEJİ'DEKİ ANALİZİ
SERTAÇ EŞ
Utku Yapıcı, Yeni Soğuk Savaş - Putin, Rusya ve Avrasya, İstanbul, Başlık Yay., Ekim 2007.
Cumhuriyet Strateji Dergisi 172. sayıya ulaştı. Geçen süreçte, dergimiz kendisini geliştirdi, yeniledi. Bu yöndeki çabamız sürüyor. Her geçen gün dergimizde yazı yazmak isteyen yazarların sayısı artıyor. Okurlarımıza sunacağımız yazıları seçerken daha fazla zaman ayırmamız gerekiyor. Dergimizin etkinliği ulusal ve uluslar arası çevrelerdeki okunma oranlarıyla kendini gösteriyor. Dergimize yazı yazan araştırmacılar, doğal olarak daha önce yaptıkları araştırmaları ve çalışmaları kitaplaştırmışlardı. Ancak, Strateji’de çıkan yazılarını kitaplaştıran şu ana kadar üç yazarımız oldu. Emekli general Nejat Eslen, araştırma görevlisi Barış Adıbelli ve son olarak da araştırma görevlisi Utku Yapıcı .
Eslen’in kısa ve öz yazılarını, düşüncelerini ve mesajlarını net bir şekilde verdiği yazılarını daha önce Truva Yayınları kitaplaştırdı ve okurlarına sundu. Kitap, Türkiye’de strateji alanındaki tartışmalara önemli bir boyut katabilir.
Barış Adıbelli ise Avrasya ve Çin konusunda sınırlı sayıdaki araştırmacılardan birisi…Strateji okurları kendisini yakından tanıyor. Çin’in politikalarına ilişkin çözümlemeleri, hem Türkiye’den hem de yurt dışından okurların dikkatini çekiyor. Adıbelli’nin Strateji’den çıkan yazılarını IQ Kültür Sanat Yayıncılık kitaplaştırdı.
Strateji okurları Utku Yapıcı’yı özellikle Rusya analizleriyle tanıyorlar. Yapıcı, İngilizce, Rusça ve Almanca biliyor, bu yeteneği araştırmalarına da yansıyor. Yapıcı 2004’ten başlayarak dergimize yazdığı yazılarını “Yeni Soğuk Savaş – Putin, Rusya ve Avrasya” başlığıyla kitaplaştırdı. Yapıcı’nın Avrasya’ya ve özellikle de Rusya’ya ilişkin tespitlerinin, Türkiye’nin Avrasya politikasına ilişkin görüşlerinin tek kaynakta toplanmış olması önem taşıyor. Çünkü ABD politikalarının Ortadoğu’da yoğunlaşması ve olumsuz etkilerinin yakıcı şekilde ortaya çıkması, ülkemizde bazı çevrelerin “Avrasyacılık” yaklaşımına yönelmesi sonucunu doğurdu. Bu kapsamda Putin Rusyası’nın hedeflerinin, “Rus Avrasyacılığının” akılcı ve sorgulayıcı bir mantıkla irdelenmesi önem taşıyor. ABD’ye oluşan duygusal tepki nedeniyle Şangay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİO) Türkiye’nin yönelmesini isteyen yaklaşımlara çeşitli çevrelerden “Avrasyacılık” eleştirileri de geliyor. Ayrıca kamuoyuna yansıyan bazı önermeler ve değerlendirmeler ise tarihsel perspektif içermiyor, güncel sorunları değerlendirmiyor, sağlam parametrelere dayanmıyor. Avrasyacılığı “soy birlikteliğine” indirgeyen “Turancı” yaklaşım da yine kamuoyuna yansıyor.
Yapıcı ise Rusya ve Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerine karşı Atatürkçü dış politikanın nasıl uygulanması gerektiğine ilişkin görüşlerini dergimizde okurlarıyla paylaşmıştı. Yapıcı Avrasya’ya yaklaşımda soy, din bağlarının önemini reddetmezken, ilişkilerin diplomasinin daha temel ilkeleri üzerine kurulması gerektiğini savunuyor. Bu ilişkilerin her şeyden önce Atatürk Türkiyesi’nin özelliklerini de içermesi gerektiğini vurguluyor. Türkiye ile Orta Asya’da Sovyet sonrası bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetleri ile ilişkilerin “ağabey-kardeş” konumunda olmasına olumlu yaklaşmayan Yapıcı, “karşılıklılık” prensibi çerçevesinde “eşit taraflar” yaklaşımını savunuyor.
Yapıcı’nın Avrasya’ya yönelik önermelerinin içinde “Atatürkçü dış politika”nın günümüz koşullarına uyarlanmış biçimine ilişkin ipuçları da bulmak olası…
Yapıcı’nın yazılarında dikkat çeken bir diğer konu ise Rusya ve diğer Avrasya ülkelerine ilişkin tespitler, analizler…Örneğin Rusya’da güçlenen ırkçılığa ilişkin ilk kapsamlı değerlendirmeleri yine Yapıcı, Strateji’de yaptı. Yükselen ırkçılığın ekonomik, kültürel ve siyasal nedenlerini, politikacıların verdiği desteği yazılarında sergiledi.
Ayrıca Putin’in uygulamalarını, “faydacı” yaklaşımını, Gazprom’un küresel önemini Strateji aracılığı ile okurlarımızla paylaştı. Yapıcı’nın 4 yılda yaptığı araştırmalarını şimdi araştırmacıların, okurların tek kaynakta bulma şandı bulunuyor.
Yapıcı’nın dikkat çeken bazı yazılarının başlıklarını vermek, ilgilisi için daha faydalı olabilir.
“Putin Türkiye’yi Dışlamak İstemiyor”, “Rusya Çok Boyutlu Uygulamalara Yöneliyor”, “Kırgızistan’da Ekspres Devrime Giden Süreç”, Yuşçenko Batı’ya Yöneldi”, Putin’in Merkezi Yönetimi Güçlendirme Çabaları”, Rusya’da Irkçılık Yayılıyor”, Putin’den Yakın Çevreye Mesaj”, Kazakistan’da İnce Hesap”, “Rusya Mücadelede Öne Geçti”, Moldova’da Yükselen Rus Etkisi”, Rusya’nın Boru Hatları Diplomasisi…Gazprom Yayılıyor”, Çeçenya Sorununun Dünü, Bugünü, Yarını”, Tataristan’ın Özerkliğine Sınırlama”, Putin’in Avrasya Stratejisindeki Gelişmeler ve Çin”. Ayrıca Türkiye açısından ilgililerince mutlama okunması gereken bir yazı: “Türkiye İçin Nasıl Bir Avrasya Stratejisi?”.
Cumhuriyet Strateji, 15 Ekim 2007, S. 172, s. 23.
24 Eylül 2007 Pazartesi
UTKU YAPICI'NIN "YENİ SOĞUK SAVAŞ" BAŞLIKLI KİTABI BAŞLIK YAYINLARINDAN ÇIKTI...


Utku YAPICI, “Yeni Soğuk Savaş – Putin Rusya ve Avrasya”, İstanbul, Başlık Yayın Grubu, Ekim 2007.Elinizdeki kitap boyunca sergilenen tüm “görünenler” ve “gizler”, Soğuk Savaş’ın geri geliyor olduğunun ilk işareti olarak gelebilir kimilerine. Özellikle kitap boyunca ayrıntılarıyla anlatılan, Putin yönetiminin Avrasya coğrafyasında uyguladığı hakimiyet stratejileri, Batı’yı içten bölme yönündeki gayretleri ve bu gayretlere “Yeni Avrupa” ve ABD’nin karşılıkları düşünüldüğünde…
Oysa (bir kısım) Batı ile Rusya Federasyonu arasındaki ilişkiler yeni bir Soğuk Savaş olsa bile, bu “Yeni Soğuk Savaş” eski ve daha bilindik Soğuk Savaş’tan oldukça farklı ve karmaşıktır. Nükleer dehşet dengesi değildir “Yeni Soğuk Savaş”ın mantığı. Bir dehşet dengesidir ama nükleer dehşet dengesi değil. Silahların, genelde boru hatları, diyaspora, NGO, kilise, kapital ve etniklik olduğu bir dehşet dengesi sözkonusudur artık. Her an yeni “sanal” silahların çekildiği, ama çok az can kaybının yaşandığı adı konmamış bir dehşet dengesi. Savaşın hedefini değiştirmeden içeriğini değiştiren bir mantığın ürünü bir dehşet dengesi…
Böylesine önemli gelişmelerin yaşandığı bir coğrafyada Türkiye de var. Ancak Türkiye bu gelişmelere tıpkı SSCB’nin dağılmasında olduğu gibi hazırlıksız yakalanıyor. ABD ve AB destekli kimlik ninnileriyle uyuşturulup, zenginlik hayalleriyle avutuluyor. Dış politikada Türkiye adına bir Avrasya stratejisinden söz etmek çok zor. Böyle bir strateji varolsa bile bu stratejinin “bağımsız” olduğunu söylemek imkansız.
İsmini ister “Yeni Soğuk Savaş” koyalım, ister “Avrasya’da Yeni Dengeler”; Türkiye bu yeni uluslararası ortamda “ulusal çıkarını” çoğaltmak için alternatif stratejiler üretmek zorunda. Ne kadar ilginç ki, bölgesel gerçeklikler Türkiye’ye Kemalist bağlamlı bir dış politika anlayışını başarılı bir Avrasya politikasının anahtar unsuru olarak dayatıyor. Tam da Türkiye’de bir ideoloji olarak Kemalizm’le ilgili tüm bağlantı noktalarının altları oyulurken…
(Tanıtım Yazısından)
13 Eylül 2007 Perşembe
Utku Yapıcı'nın 38. ICANAS Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi'nde Sunduğu Bildirinin Özeti
ÖZET
Ukrayna-NATO ilişkileri Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte oldukça önemli gelişmeler göstermiştir. Ukrayna 1991 yılında NATO Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi’ne, 1994’te Barış İçin Ortaklık Programı’na katılmış, 1997’de Ukrayna-NATO arasındaki yeni ortaklığı ortaya koyan “Ayrıcalıklı Ortaklık Şartı” imzalanmış, 2002 yılında Ukrayna NATO’ya üye olma amacını açık bir biçimde deklare etmiş, Ukrayna ile NATO arasında bir Eylem Planı hazırlanmıştır. Ancak Ukrayna-NATO ilişkilerini sınırlayan pek çok etken mevcuttur. Birincisi, Rusya Federasyonu; Ukrayna ile olan tarihsel, demografik, politik ve ekonomik bağları ve bu ülke üzerinde sahip olduğu Sivastapol üssü ile Ukrayna-NATO ilişkilerini sınırlandırma potansiyeline sahip bir faktör olarak değerlendirilebilir. İkincisi, Ukrayna’nın iç politik yaşamında, “Avrasyacı” ve “Atlantikçi” akımların etkinlik düzeyi, Ukrayna-NATO ilişkilerinin geleceğini temelden etkileyecektir. Üçüncüsü ve en tartışmalı olanı, Ukrayna-AB ilişkilerinin Ukrayna-NATO ilişkileri üzerindeki etkisidir. Ukrayna’nın bu iki örgüt ile ilişkilerinin gelişimi bir açıdan birbirini tamamlayıcı olarak değerlendirilse de, Ukrayna-AB ilişkilerindeki tıkanmalar, Ukrayna politik yaşamında “hayal kırıklığına uğramış merkezcilerin” sayı ve etkinlik düzeyini arttırabilecek, bu durum ise Ukrayna-NATO ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebilecektir.
ABSTRACT
Ukraine-NATO relations have gained much progress starting from the collapse of the Soviet Union. Ukraine joined North Atlantic Cooperation Council in 1991 and the Partnership for Peace in 1998. The allies and Ukraine formally signed the Charter on Distinctive Partnership in 1997. In 2002, Ukraine declared its goal of eventual NATO membership and NATO-Ukraine Action Plan was adopted. However, there are also some factors which have the potential to limit the Ukraine-NATO relations. Firstly, because of its historical, demographic, political and economic ties with Ukraine and its Sevastopol base in Ukraine, Russian Federation should be regarded as a factor that have the potential to limit Ukraine-NATO relations. Secondly, the functioning levels of Eurasianists and Atlanticists in Ukraine would affect the future of the Ukraine-NATO relations. A third and most controversial one is the effect of Ukraine-EU relations on Ukraine NATO relations. Improvement of Ukranian relations with both NATO and EU should be regarded as complementary processes. However, the deterioration of relations between Ukraine and EU should increase the number and strength of “disappointed centralists”, which should downgrade Ukraine-NATO relations.
Anahtar Kelimeler: Ukrayna, NATO, KAİK, BİO, Ayrıcalıklı Ortaklık Şartı, Eylem Planları, Rusya Federasyonu, Avrupa Birliği.
Keywords: Ukraine, NATO, Euro-Atlantic Partnership Council, Partnership for Peace, Charter on a Distinctive Partnership, Action Plans, Russian Federation, European Union.